İzleyiciler

22 Haziran 2009 Pazartesi

Etnik Proje 2009 - Aslan Tlebzu



Aslan Tlebzu yeniden sahnelerde...
Herkes onu çok seviyor, onun şarkıları ruhumuza sıcaklık ve mutluluk taşıyor, biz çok gururluyuz, Aslan gibi bir sanatçı sahneleri güzelleştiriyor. Adetlerimizi ve geleneksel müziklerimizi günümüze uyarlayarak yaşatıyor. Onun şarkılarını dinlerken dağların sesini de dinliyoruz .

10 Mayısta Krasnodar'da gerçekleşen galada Aslan Tlebzu enstrumental solo konser verdi. Yetenekli besteciye, konserde Adıge halk topluğu şarkıcıları da eşlik etmiştir: Magomed DZİBOV, Anjelika NACHESOVA AZNAUR, Aydamir ELDAROV.

Bu kayıtlar Aslan'ın Kranodar'da gerçekleşen ilk prömiyerinin (İlk sahne gösterisinin) albüm haline getirilmiş şeklidir. Toplam 12 birbirinden güzel parça vardır.


Tracklist:

1. Abrec
2. Ciget Dance (Abhaz)
3. Doğaçlama
4. Gortski
5. Highlanders (Dağlılar)
6. Kabardey Kafe
7. Kafe
8. Lezginka
9. Adige dans Müziği
10. Zafak
11. Kafe Chikh
12. Zgatlat

















Lak Müzikleri (Dağıstan) 2009



Çeşitli sanatçılardan seçme Lak müzikleri.


Tracklist:

01. Nurianna Kallaeva - Grustnaya melodiya
02. Larisa Gadzhieva - Tvoe imya
03. Shagalay Magomedova - Pust schastye dlitsya
04. Marianna - Cvetok lyubvi
05. Gazhar Ramazanova - Shutochnaya
06. Kamila Muhtarova - Ti daleko
07. Marianna - Vspominanie lyubvi
08. Zumrada Mahmudova - Shutochnaya
09. Indira Maksudova - Cvetok lyubvi
10. Anisat Abdulatipova - Muzhestvo
11. Gazhar Ramazanova - Mi vstretimsya
12. Marianna - Uletela lyubov
13. Indira - Hiraman
















21 Haziran 2009 Pazar

Tolam 1997 - İmam Alimsultan



İMAM ALÎM SULTAN

Siyah saçlı, kısa kumral sakallı, hafif uzun burunlu, açık kaşlı, açık alınlı, geniş omuzlu genç adam, Çeçenya’nın Mehmed Akif’i, Çeçen Milli Marşının yazarı ve bestekârı İmam Alim Sultan…

1957 yılında Kazakistan sürgününde doğan İmam, 1984 yılında Ziraat Fakültesinden mezun olmuştu. Ardından master yapmaya karar veren, fakat ahlâken kanserleşmiş Rus toplumu arasında pek barınamayan İmam Alim Sultan, ruhunun da ilhamıyla edebiyata yöneldi.

1986 yılından beri profesyonelce konserler verip, Kafkas halkının, kendi öz sanatına karşı duyarlı olmasını sağlamaya çalışıyordu. Çeçenya’da savaş başlayında, hemen memleketine koşmuş, o ince ruhlu İmam, gitarını bırakıp eline silah almakta tereddüt etmemişti.

Fakat başta Dudayev olmak üzere komuştanlar buna karşı çıkmış, “Senin silahın gitarındır. Onunla yüz füzeye denk iş yapabilirsin” demişlerdi. O da direnişin “Davetçilik” vazifesini üstlenmiş kâh cephe cephe dolaşarak söyledi marşlarla mücahidleri şevklendirmiş, kâh yurt dışında verdiği konserlerle Çeçen Kıyamını tanıtmaya çalışmıştı. Yazdığı bir şiir Çeçenya Parlementosu’nca “İstiklâl Mücadelesi” veren Çeçenya’nın “İstiklâl Marnşı” olarak kabul edilmişti. 6-7 ay Türkiye’de kalıp bütün Anadolu’yu gezmiş ve Çeçenya cihadının buralarda tanınmasına çok büyük katkıları olmuştu.

Dâvâdaki kararlığını anlamak için Dudayev’e söylediği şu söze kulak vermek yeterliydi. “Eğer Ruslar ile (tam bağımsızlığı fedâ etme karşılığında) anlaşmaya yeltenirsen, gitarımla cephe cephe dolaşır, seni rezil ederim.” Bu sözü “Saadet Asrının” Hz. Ömer (r.a)’ın halifeliği döneminde, yönetimi sorgulayan güzide halkın tavrına ne kadar benziyordu. Bir gün Hz. Ömer hutbeye çıkmış ve şöyle demişti. “Ey Cemaat! Ben Allah ve Rasülünün emirlerine aykırı hareket etsem bana karşı tavrınız ne olur?” Sahabenin cevabı Kur’an’daki “Mü’minlerin” (Tevbe-71) tarifine tıpa tıp uyuordu. “Seni kılıcımızla düzeltiriz Ey Ömer!” Hz. Ömer başını semaya kaldırıp “Bana böyle bir cemaati bahşeden Allaha şükürler olsun” diye Rabbine ham etmişti. İşte sosyal refahın zerre-şaşmaz formülü; “Uyaran, düzelten bir toplum ve HAKKIN karşısında eğilen bir devlet.”
İmam Âlim Sultan’ın hayatta karşılaştığı her pürüz, her aksilik, her problem karşısında söylediği bir söz vardı ki, taşıdığı anlam ciltleri dolduracak nitelikteydi. “ALLAH VAR, PROBLEM YOK”.

Katil, kapısına kısa fakat hızlı bir şekilde vurdu. Sesine tatlı bir ton vererek içeriye doğru seslendi.

- Beyefendi! Beyefendi! Arkadaşınız otelin önünde bir kaza geçirdi. Lütfen kapıyı açın!

İmam, arkadaşının kaza geçirdiğini duyunca hızla kapıya doğru atıldı. O anda kafasında sa dece arkadaşı vardı.
Kapıyı açtığında katilin silahındaki kurşunlar göğsüne boşalmıştı. Arkadaş sevgisiyle dolu mert kalbi böyle alçakçasına bir tuzağı o an akledememiş ve arkadaşını düşünürken şehadete kucak açmıştı. Cesedi kanlar içinde yere serilirken, ruhu çoktan cennete kanatlanmıştı.

Arkadaşı geri geldiğinde elinde İmam’ın yazdığı son şiir, nefes nefese odanını kapısını açtığında gördüğü manzara karşısında dona kalmıştı. Ne eli, ne ayağı hareket edebiliyor, ne de konuşabiliyordu. Sadece gözleri elindeki şiirin şu iki mısrasına mıhlandı kaldı:


“Âşığım sana Ya Rabb! Şu beden zindanında
Mahpusun! Kurtar beni! Bir şehadet çağırınla”


Tracklist:



1. Allahu Akbar
2. San Daymohk
3. Daymehkan Kenti
4. Halkan Marsh
5. Teman Gimn
6. Padet İmperskaya Rus
7. Day Bayhna Latta
8. Genara Daymohk
9. Nana
10. Glazotan Bayrakh
11. Boysgar
12. Deglasta
13. Daymehke Sahiyzar
14. San Daymohk



















Gazavat 1995 - İmam Alimsultan



İMAM ALÎM SULTAN

Siyah saçlı, kısa kumral sakallı, hafif uzun burunlu, açık kaşlı, açık alınlı, geniş omuzlu genç adam, Çeçenya’nın Mehmed Akif’i, Çeçen Milli Marşının yazarı ve bestekârı İmam Alim Sultan…

1957 yılında Kazakistan sürgününde doğan İmam, 1984 yılında Ziraat Fakültesinden mezun olmuştu. Ardından master yapmaya karar veren, fakat ahlâken kanserleşmiş Rus toplumu arasında pek barınamayan İmam Alim Sultan, ruhunun da ilhamıyla edebiyata yöneldi.

1986 yılından beri profesyonelce konserler verip, Kafkas halkının, kendi öz sanatına karşı duyarlı olmasını sağlamaya çalışıyordu. Çeçenya’da savaş başlayında, hemen memleketine koşmuş, o ince ruhlu İmam, gitarını bırakıp eline silah almakta tereddüt etmemişti.

Fakat başta Dudayev olmak üzere komuştanlar buna karşı çıkmış, “Senin silahın gitarındır. Onunla yüz füzeye denk iş yapabilirsin” demişlerdi. O da direnişin “Davetçilik” vazifesini üstlenmiş kâh cephe cephe dolaşarak söyledi marşlarla mücahidleri şevklendirmiş, kâh yurt dışında verdiği konserlerle Çeçen Kıyamını tanıtmaya çalışmıştı. Yazdığı bir şiir Çeçenya Parlementosu’nca “İstiklâl Mücadelesi” veren Çeçenya’nın “İstiklâl Marnşı” olarak kabul edilmişti. 6-7 ay Türkiye’de kalıp bütün Anadolu’yu gezmiş ve Çeçenya cihadının buralarda tanınmasına çok büyük katkıları olmuştu.

Dâvâdaki kararlığını anlamak için Dudayev’e söylediği şu söze kulak vermek yeterliydi. “Eğer Ruslar ile (tam bağımsızlığı fedâ etme karşılığında) anlaşmaya yeltenirsen, gitarımla cephe cephe dolaşır, seni rezil ederim.” Bu sözü “Saadet Asrının” Hz. Ömer (r.a)’ın halifeliği döneminde, yönetimi sorgulayan güzide halkın tavrına ne kadar benziyordu. Bir gün Hz. Ömer hutbeye çıkmış ve şöyle demişti. “Ey Cemaat! Ben Allah ve Rasülünün emirlerine aykırı hareket etsem bana karşı tavrınız ne olur?” Sahabenin cevabı Kur’an’daki “Mü’minlerin” (Tevbe-71) tarifine tıpa tıp uyuordu. “Seni kılıcımızla düzeltiriz Ey Ömer!” Hz. Ömer başını semaya kaldırıp “Bana böyle bir cemaati bahşeden Allaha şükürler olsun” diye Rabbine ham etmişti. İşte sosyal refahın zerre-şaşmaz formülü; “Uyaran, düzelten bir toplum ve HAKKIN karşısında eğilen bir devlet.”
İmam Âlim Sultan’ın hayatta karşılaştığı her pürüz, her aksilik, her problem karşısında söylediği bir söz vardı ki, taşıdığı anlam ciltleri dolduracak nitelikteydi. “ALLAH VAR, PROBLEM YOK”.

Katil, kapısına kısa fakat hızlı bir şekilde vurdu. Sesine tatlı bir ton vererek içeriye doğru seslendi.

- Beyefendi! Beyefendi! Arkadaşınız otelin önünde bir kaza geçirdi. Lütfen kapıyı açın!

İmam, arkadaşının kaza geçirdiğini duyunca hızla kapıya doğru atıldı. O anda kafasında sa dece arkadaşı vardı.
Kapıyı açtığında katilin silahındaki kurşunlar göğsüne boşalmıştı. Arkadaş sevgisiyle dolu mert kalbi böyle alçakçasına bir tuzağı o an akledememiş ve arkadaşını düşünürken şehadete kucak açmıştı. Cesedi kanlar içinde yere serilirken, ruhu çoktan cennete kanatlanmıştı.

Arkadaşı geri geldiğinde elinde İmam’ın yazdığı son şiir, nefes nefese odanını kapısını açtığında gördüğü manzara karşısında dona kalmıştı. Ne eli, ne ayağı hareket edebiliyor, ne de konuşabiliyordu. Sadece gözleri elindeki şiirin şu iki mısrasına mıhlandı kaldı:


“Âşığım sana Ya Rabb! Şu beden zindanında
Mahpusun! Kurtar beni! Bir şehadet çağırınla”



Tracklist:



1. Bog est
2. Baysangur
3. Djigit
4. Zemlya otcov
5. Polomniki
6. İ snova nad Groznyum
7. İspoved Russkogo soldata
8. Kavkaz tvoya pechal
9. Gazavat
10. Glazot
11. Klich muridov
12. Myridy Mansura
13. Vaynah (Bonus)
















İmam Alimsultan


İMAM ALÎM SULTAN

Siyah saçlı, kısa kumral sakallı, hafif uzun burunlu, açık kaşlı, açık alınlı, geniş omuzlu genç adam, Çeçenya’nın Mehmed Akif’i, Çeçen Milli Marşının yazarı ve bestekârı İmam Alim Sultan…

1957 yılında Kazakistan sürgününde doğan İmam, 1984 yılında Ziraat Fakültesinden mezun olmuştu. Ardından master yapmaya karar veren, fakat ahlâken kanserleşmiş Rus toplumu arasında pek barınamayan İmam Alim Sultan, ruhunun da ilhamıyla edebiyata yöneldi.

1986 yılından beri profesyonelce konserler verip, Kafkas halkının, kendi öz sanatına karşı duyarlı olmasını sağlamaya çalışıyordu. Çeçenya’da savaş başlayında, hemen memleketine koşmuş, o ince ruhlu İmam, gitarını bırakıp eline silah almakta tereddüt etmemişti.

Fakat başta Dudayev olmak üzere komuştanlar buna karşı çıkmış, “Senin silahın gitarındır. Onunla yüz füzeye denk iş yapabilirsin” demişlerdi. O da direnişin “Davetçilik” vazifesini üstlenmiş kâh cephe cephe dolaşarak söyledi marşlarla mücahidleri şevklendirmiş, kâh yurt dışında verdiği konserlerle Çeçen Kıyamını tanıtmaya çalışmıştı. Yazdığı bir şiir Çeçenya Parlementosu’nca “İstiklâl Mücadelesi” veren Çeçenya’nın “İstiklâl Marnşı” olarak kabul edilmişti. 6-7 ay Türkiye’de kalıp bütün Anadolu’yu gezmiş ve Çeçenya cihadının buralarda tanınmasına çok büyük katkıları olmuştu.

Dâvâdaki kararlığını anlamak için Dudayev’e söylediği şu söze kulak vermek yeterliydi. “Eğer Ruslar ile (tam bağımsızlığı fedâ etme karşılığında) anlaşmaya yeltenirsen, gitarımla cephe cephe dolaşır, seni rezil ederim.” Bu sözü “Saadet Asrının” Hz. Ömer (r.a)’ın halifeliği döneminde, yönetimi sorgulayan güzide halkın tavrına ne kadar benziyordu. Bir gün Hz. Ömer hutbeye çıkmış ve şöyle demişti. “Ey Cemaat! Ben Allah ve Rasülünün emirlerine aykırı hareket etsem bana karşı tavrınız ne olur?” Sahabenin cevabı Kur’an’daki “Mü’minlerin” (Tevbe-71) tarifine tıpa tıp uyuordu. “Seni kılıcımızla düzeltiriz Ey Ömer!” Hz. Ömer başını semaya kaldırıp “Bana böyle bir cemaati bahşeden Allaha şükürler olsun” diye Rabbine ham etmişti. İşte sosyal refahın zerre-şaşmaz formülü; “Uyaran, düzelten bir toplum ve HAKKIN karşısında eğilen bir devlet.”
İmam Âlim Sultan’ın hayatta karşılaştığı her pürüz, her aksilik, her problem karşısında söylediği bir söz vardı ki, taşıdığı anlam ciltleri dolduracak nitelikteydi. “ALLAH VAR, PROBLEM YOK”.

Katil, kapısına kısa fakat hızlı bir şekilde vurdu. Sesine tatlı bir ton vererek içeriye doğru seslendi.

- Beyefendi! Beyefendi! Arkadaşınız otelin önünde bir kaza geçirdi. Lütfen kapıyı açın!

İmam, arkadaşının kaza geçirdiğini duyunca hızla kapıya doğru atıldı. O anda kafasında sa dece arkadaşı vardı.
Kapıyı açtığında katilin silahındaki kurşunlar göğsüne boşalmıştı. Arkadaş sevgisiyle dolu mert kalbi böyle alçakçasına bir tuzağı o an akledememiş ve arkadaşını düşünürken şehadete kucak açmıştı. Cesedi kanlar içinde yere serilirken, ruhu çoktan cennete kanatlanmıştı.

Arkadaşı geri geldiğinde elinde İmam’ın yazdığı son şiir, nefes nefese odanını kapısını açtığında gördüğü manzara karşısında dona kalmıştı. Ne eli, ne ayağı hareket edebiliyor, ne de konuşabiliyordu. Sadece gözleri elindeki şiirin şu iki mısrasına mıhlandı kaldı:


“Âşığım sana Ya Rabb! Şu beden zindanında
Mahpusun! Kurtar beni! Bir şehadet çağırınla”


Tracklist
1. 13 let
2. Pomyanem teh, kto bil s nami
3. Ya beru etu zemlyu v ladoni
4. Vaynax
5. Mi mstim
6. Krasivie parni gornoy Chechni
7. Plachet nerodivshiysya mladenec
8. Opomnis', Rossiya
9. Klinki zveneli i svisteli puli
10. Proshay, Gunib

















12 Haziran 2009 Cuma

NOBA REY 2 Albüm






Kuzey Kafkasya'dan, Kabardey'den bir rock grubudur. İsimleri "Nobarey", "nobe- bugün" ve "(r)ey -e ait" birleşiminden oluşur ve "bugünlere ait" gibi bir anlama gelir. Müziklerinin büyük çoğunluğunda Kabardeyce kullanırlar. Hem otantik Çerkes enstrümanlarını, hem de modern çağ enstrümanlarını kullanarak müzik yaparlar. İngilizce ve rusça söyledikleri şarkıları da mevcuttur.








"The other side of legends 2007"

Tracklist:
1. Bif Zulkarney's lament (5:45)
2. Raya (5:39)
3. Si uarad (3:04)
4. Song of the peasant's army (5:10)
5. Nartug's lament (5:51)
6. Song of the young shepherd (3:21)
7. Song of Kundet's sons (5:07)
8. Andemirkan (4:25)
9. Song of beautiful Kula (3:08)
10. Batraz (4:24)
11. Campaign to Bakhchisarey (4:12)
12. Song of Terek's bolsheviks (3:13)











"Sign 2005"



Tracklist:
1. Give me a sign (4:04)
2. Loneliness (4:49)
3. Crazy spring (3:24)
4. Naked tango (5:49)
5. Two rivers (4:09)
6. Find the way (4:32)
7. Autumn blues (4:55)
8. Temptation (3:40)
9. Headless guys (2:46)
10. Adiyukh (4:20)
11. Ice and flame (4:52)
12. Taboo (3:48)
13. Angel without sky (4:33)





























LEZGİNKA - Shohred Mahmudov





Şöhret Mahmudov'un bu albümü Lezginka müziklerinden oluşmaktadır. Toplam 8 parçadır.



















Çerkes Halk Şarkıları & Wered 2/ Kuşha Doğan 2008






































Çerkes Halk Şarkıları & Wered 2/ Kuşha Doğan 2008



KUŞHA DOĞAN ( DOĞAN ÖZDEN)
Çerkeslerin Kabardey kolundan ve Kuşha ailesindendir. Ankara Yüksek Teknik Öğretmen Okulu mezunudur. Kısa bir süre Kırşehir Endüstri Meslek Lisesi'nde öğretmenlik yaptıktan sonra istifa edip özel sektörde çalışmaya başlamıştır. 1974 yılında lise öğrencisiyken başladığı Çerkeslerin kültürü, sosyal yaşamları, halk oyunları, sosyolojik yapıları, halk şarkıları, müzikleri ve Çerkes dili ile ilgili araştırmalarını ve derlemelerini 26 sene, aralıksız, bu güne kadar sürdürmüş, halen de sürdürmektedir. Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde Kafkas halk Dansları Toplulukları ve müzik gurupları yetiştirmiştir. 1982-1984 yıllarında Ürdün 'ün başkenti Amman'daki Çerkes okulunda Çerkes Dili ve Edebiyatı, Çerkes Tarihi ve halk oyunları konusunda öğretmenlik yapmıştır. Ülkemizde Çerkeslerin yoğun olarak yaşadığı birçok ilde, Ürdün, Almanya ve Kafkasya'da konserler vermiştir. Türkiye'de, Kafkasya'da ve Ürdün'de derlediği, ayrıca kendisinin bestelediği şarkılar Türkiye'de, Kafkasya'da, Ürdün'de ve diğer ülkelerde yaşayan Çerkesler tarafından sevilerek dinlenmektedir. Bu albüm serisi, on albümden ve yüz yirmi şarkıdan oluşması planlanan çalışmasının ikinci bölümüdür.





Tracklist:

Kuşha Doğan -Ben Abhazım
Kuşha Doğan -Çok Baharlar Bıraktım Geride
Kuşha Doğan -Düğüne Gidiyoruz
Kuşha Doğan -Geri Dön
Kuşha Doğan -Göster Yüzünü
Kuşha Doğan -Günler Geçiyor
Kuşha Doğan -Güzelim
Kuşha Doğan -Hajret Kabardeylerin Şarkısı
Kuşha Doğan -İstanbul Yolcuları
Kuşha Doğan -Kalbime Ateş Saldın
Kuşha Doğan -Kalbin Şarkısı
Kuşha Doğan -Pınarbaşı Yolları
Kuşha Doğan -Şağdiy


























Çerkes Halk Şarkıları & Wered - 1/ Kuşha Doğan 1999




































Çerkes Halk Şarkıları &Wered - 1

KUŞHA DOĞAN ( DOĞAN ÖZDEN)
Çerkeslerin Kabardey kolundan ve Kuşha ailesindendir. Ankara Yüksek Teknik Öğretmen Okulu mezunudur. Kısa bir süre Kırşehir Endüstri Meslek Lisesi'nde öğretmenlik yaptıktan sonra istifa edip özel sektörde çalışmaya başlamıştır. 1974 yılında lise öğrencisiyken başladığı Çerkeslerin kültürü, sosyal yaşamları, halk oyunları, sosyolojik yapıları, halk şarkıları, müzikleri ve Çerkes dili ile ilgili araştırmalarını ve derlemelerini 26 sene, aralıksız, bu güne kadar sürdürmüş, halen de sürdürmektedir. Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde Kafkas halk Dansları Toplulukları ve müzik gurupları yetiştirmiştir. 1982-1984 yıllarında Ürdün 'ün başkenti Amman'daki Çerkes okulunda Çerkes Dili ve Edebiyatı, Çerkes Tarihi ve halk oyunları konusunda öğretmenlik yapmıştır. Ülkemizde Çerkeslerin yoğun olarak yaşadığı birçok ilde, Ürdün, Almanya ve Kafkasya'da konserler vermiştir. Türkiye'de, Kafkasya'da ve Ürdün'de derlediği, ayrıca kendisinin bestelediği şarkılar Türkiye'de, Kafkasya'da, Ürdün'de ve diğer ülkelerde yaşayan Çerkesler tarafından sevilerek dinlenmektedir. Bu albüm, on albümden ve yüz yirmi şarkıdan oluşması planlanan çalışmasının ilk bölümüdür.

İlk Albümünde Yer Alan Parçalar:


1. Soğıri Sowk'ıte (Ağlasam Utanırım):
Yüzelli yıldan daha yaşlı bir Çerkes halk müziğidir. Kayseri'nin Uzunyayla bölgesinde derlenmiştir. Çerkes halk oyunlarından kafe dansı ritmindedir. Çerkesler arasında ençok sevilen müziklerdem birisidir. Sözleri Kuşha Doğan'a aittir.

2. Kars Zawem Yi Wered (Kars Harbinin Ağıtı):
Birinci Dünya Harbinde, Enver Paşa Harekatında Ruslara karşı savaşırken ölen Çerkes gençleri için Uzunyayla'da bestelenmiş bir şarkıdır. Şarkının tamamının derlenmesi onbeş yıl sürmüştür.

3. Mezağue Jheş (Mehtaplı Gece):
Kafkasya'da Adıgey Cumhuriyetinde doğup uzun yıllar Ürdün ve A.B.D.de sürgün hayatı yaşayıp vatanından çok uzaklarda hayata veda eden Adıgey'li ünlü şair ve yazar Kube Şaban'a ait bir parçadır. Bir at çobanının mehtaplı bir yaz gecesinde sevgilisini hayal edişini anlatır. Kuşha Doğan, Kafkas Kültür Dernekleri Birliği Kaf-Der tarafından Çerkes Kültürüne olan katkılarından dolayı 1995yılında Kube Şaban ödülü ile ödüllendirilmiştir. Bu güzel şarkı, ünlü yazar ve ozan Kube Şaban'ın anısına bir saygı ifadesi olarak seslendirilmiştir.

4. Sıxuemey (İstemem):
Bu şarkının müziği Çerkes halk danslarından Wıg dansı ritmindedir. Çok eski bir müzik olup, yaşı tahmin edilememektedir. Uzunyayla'da derlenmiştir. Antik çağlarda, Çerkesler çok tanrılı dinlerinde, dinsel törenlerde kolkola Wıg Dansı yaparlardı. Düğün törenlerinde sabaha kadar dansettikten sonra o günün törenlerini güneş doğarken Büyük Tanrı'ya (Thaşxue) saygı İfadesi olarak Wıg dansı ile bitirirlerdi. Wıg dansı bugün de Çerkesler arasında çok sevilen danslardan biridir. Şarkının sözleri Kuşha Doğan'a aittir. Sarhoş olup düğün törenine katılan bir gurup gencin düğündeki genç kızlar tarafından nasıl alaya alındığını espirili bir şekilde anlatır. Sanatçıya eşi K'enet' Selma eşlik etmektedir.

5. Jan Qıdenejam Yi Wered (Evde Kalan Prensesin Şarkısı):
Müziği Uzunyayla'da seksen-doksan sene önce bestelenmiştir. Sözlerinden sadece küçük bir nakarat bölümü bulunabilmiş, geri kalan kısmı Kuşha Doğan tarafından yazılmıştır. Kimseye takacak kulp bulamayan fakat biriyle evlenirsem diğeri kalacak korkusuyla kendisiyle evlenmek isteyen gençlerden hiçbiriyle evlenemeyip sonunda evde kalan prensesin duygularını espirili bir dille anlatan bir şarkıdır.

6. Nequelen (Ela Gözlü):
Sözleri ve müziği Kuşha Doğan'a ait, kafe dansı ritminde populer bir aşk şarkısıdır.

7. Qayser'ıjhım Yi İstasyon (Kayseri İstasyonu):
Müzik, Çerkeslerin sürgünüyle birlikte Kafkasya'dan getirilmiş çok eski bir halk müziğidir. Sözleri yetmişbeş sene önce sevdiğine kavuşamayan Ju Jansuret tarafından, müziğe adapte edilmiş, çok sevilen Kafe dansı ritminde, hüzünlü bir aşk şarkısıdır.

8. Sıqefenu Sıqek'uaşh (Dansetmeye Geldim):
Sözleri müziği usta derlemeci ve ozan Afeş'ıj Emin'e ait, Kafe Dansı ritminde, Türkiye'de ve Kafkasya'da yaşayan Çerkesler arasında oldukça popüler, güzel bir aşk şarkısıdır.

9. Xekum Dışhıraxum (Sürgün Şarkısı):
Sözleri ve müziği Adıgeyli ünlü şair ve ozan Kube Şaban'a ait olduğu tahmin edilen, Rus Çarlığı ile Çerkeslerin savaşlarını ve sürgünü anlatan hüzünlü bir şarkıdır. Şarkı Kuşha Doğan tarafından Ürdün'de derlenmiştir.

10. Mu'min're Diyne're (Mümin ile Diyne):
Yüzelli yıllık olduğu tahmin edilen şarkının müziği Kayseri'nin Uzunyayla bölgesinde, sözlerinin bir bölümü yine Uzunyayla'da bir bölümü ise Ürdün'de Kuşha Doğan tarafından derlenmiş, birbirine aşık iki gencin espirili atışmalarını anlatan Kafe Dansı ritminde neşeli bir şarkıdır. Şarkıyı Kuşha Doğan ve eşi K'enet' Selma birlikte seslendirmişlerdir.





Tracklist:
Kuşha Doğan -Jan Qldenejam Yi Wered (Evde Kalan Prensesin Şarkısı)
Kuşha Doğan -Kars Zawem Yi Wered (Kars Harbinin Ağıtı)
Kuşha Doğan -Mezağue Jhes (Mehtaplı Gece)
Kuşha Doğan -Mu'min're Diyne're (Mümin ile Diyne)
Kuşha Doğan -Nequelen (Ela Gözlü)
Kuşha Doğan -Quayser'ljhim İstasyon (Kayseri İstasyonu)
Kuşha Doğan -Siqefenu Siqek'uasin (Dans Etmeye Geldim)
Kuşha Doğan -Sixuemey (İstemem)
Kuşha Doğan -Soğırl Sowk'lte (Ağlasam Utanırım)
Kuşha Doğan -Xekum Dishiraxum (Sürgün Şarkısı)




























Şeyh Şamil - Azerbaycan Instrumental Folk Music 2004


2004 Mega Müzik Instrumental 256 kb/c mp3 14Tracks ~73 Mb


Şeyh Şamil (1797 - 1871) :

İmam Şamil 1797 yılında Dağıstan ın Gimri köyünde dünyaya geldi. Babası bölgenin yerli halklarından Avarlara mensup Dengau Muhammed dir. 15 yaşında iken at binerek kılıç kuşandı. 20 yaşına geldiğinde iki metreyi aşan boyu ile atlama, ateş etme, güreş, koşu, kılıç gibi spor dallarında üstün yetenek sahibi olmuştu.

Öğrenimine bilgin Said Harekani nin yanında başladı. Daha sonra kayınpederi olan Nakşibendi Şeyhi Cemaleddin Gazi Kumuki nin öğrencisi oldu. Kendinden önce İmamet makamında bulunan Gazi Muhammed ve Hamzat Beg in müşavirliğini yaptı. Son derece sade ve kanaatkar bir hayatı vardı.

İmam Şamil, muhtelif zamanlarda beş defa evlenmiş ve bu izdivaçların bazıları dini ve siyasi sebeplerle olmuştu. Şamil in Fatimat, Cevheret, Zahidet, Emine ve Şovanat ismindeki zevcelerinden Ahmed Cemaleddin, Muhammed Gazi, Muhammed Said, Muhammed Şefi, Cemaleddin ve Muhammed Kamil isimli altı oğlu ile Fatimat, Nafisat, Necabat, Bahu-Mesedu ve Safiyat isimli beş kızı oldu.

Şamil, İmam yani devlet başkanı seçildikten sonra ilk iş olarak iç işlerini ele aldı. Ruslara karşı daha etkili savaşmak için lüzumlu idari ve askeri teşkilatları yeni esaslara göre tanzim etti. Bir taraftan askeri tedbirler alıp düşmana karşı savunma savaşları verirken, diğer taraftan da muntazam adli ve idari sivil bir devlet mekanizması geliştirmiş, medreselerde eğitime önem verdirmiş, fikir ve sanat alanında da büyük adımlar atılmasını sağlamıştır. Döneminde tophaneler, baruthaneler, silahhaneler yapılmış, muntazam birlikler halinde askeri teşkilat kurulmuştur.

Güçlü hitabeti, kararlı tutumu ve askeri dehasıyla büyük başarılar kazanmış, ünü kısa zamanda yayılarak, otoritesi Dağıstan civarında yaşayan geniş topluluklar tarafından kabul edilmiştir.
İmam Şamil, idare sistemini yeniden düzenlerken, ülkeyi naiplik ve vilayetlere ayırarak bunların başına hem askeri hem de sivil yetkilerle donatılmış naipleri getirdi. Üç veya dört naiplik bir vilayet idi. Vilayetlerin başındaki naibin rütbesi daha yüksekti.
Ayrıca, her biri birer savaş kahramanı olan bu yüksek rütbeli naiplerden Ahverdil Muhammed, Kabet Muhammed, Şuayıb Molla, Taşof Hacı, Danyal Sultan, Nur Muhammed, Hitinav Musa, Sadullah, Duba Hacı, Hacı Murat ve Şamil in büyük oğlu Muhammed Gazi, gazavat ın adı anılması gereken başlıca kahramanları oldular.

Şamil imam seçildiği 1834 yılından 1859 yılına kadar Rusya nın büyüklüğü ve kudretine rağmen yılmadan mücadeleyi sürdürdü. Kendinden önceki iki imamın döneminde de fiilen 10 yıl savaşlara iştirak ettiğinden durup dinlenmeden cihad ettiği süre tam 35 yılı bulmuştur. Bu süre zarfında Rus kuvvetlerine büyük zayiatlar vermiş ancak kısıtlı sayıdaki asker sayısı da günden güne erimiştir. 1839 da Ahulgo Tepesinde 3.000 mürid ile General Grabbe komutasındaki 10.000 i aşkın üstün donanımlı Rus ordusunun kuşatmasına 80 gün süreyle direnişi harp tarihine geçmiştir. Şamil bu savaşta eşi Cevheret i, oğlu Said i ve kızkardeşi Mesedo yu kaybetmiş, 8 yaşındaki oğlu Cemaleddin i Ruslara rehin vermek zorunda kalmıştır.
Bu dehşet verici savaşlarda sadece insan kaybı olmadı. Ruslar, ancak aylar süren savaşlar sonunda işgal edebildikleri bölgelerde, ağaçları, ormanları yakıp, bir tek canlı yaratık bırakmadan ilerlerdiler.
Savaşlara iştirak eden Rus komutanlarından Milyutin, 80 gün devam eden Ahulgo savaşı hakkında hatıratında şu satırlara yer verir; "Artık muharebenin sevk ve idaresi kumandanların elinden büsbütün çıkmıştı. Hiddetlerinden köpürmüş, adeta çıldırmış bir hale gelen dağlılar, ulu orta askerlerimizin üzerine saldırıyor, süngü ucunda can verinceye kadar dövüşüyorlardı. Kadınlar bile kendilerini kudurmuş gibi müdafaa ettiler ve silahsız oldukları halde sıra sıra süngülerimizin üzerine atıldılar. Lakin muvaffakiyet için her türlü fedakarlığı göze almış olan Rus kumandanlığı inatla taarruzlara devam etti. Teslim olmayı katiyyen reddeden dağlılar, hiçbir ümitleri kalmadığı halde kahramanca dövüştüler. Kadınlar, çocuklar ellerindeki kamalarla Ruslara hücum ediyor, süngülerin önünde göz kırpmadan can veriyorlardı. Bazıları ise kendilerini ve çocuklarını korkunç uçurumlara atıyorlardı. Yaralılar bile inanılmaz şekilde dövüşüyordu."

Dost ülkelerden hiçbir yardım göremeyen İmam Şamil in, nihayet elindeki bütün kuvvet kaynakları tükenir ve 1859 un 6 Eylül ünde Gunip te Prens Baryatinsky komutasındaki 70.000 kişilik Rus ordusuna, yanında birkaç yüz kişi kalıncaya kadar direndikten sonra teslim olur.
İmam Şamil, aile efradı ve 40 kadar adamı Petersburg a Çar ın sarayına götürülür. Rus Çarı II.Aleksandr tarafından sarayın kapısında hayrete düşülecek derecede nazik karşılanır. Çar, babası 1.Nikola ya ve ihtişamlı ordularına tam otuzbeş yıl Kafkasya yı zindan eden, zamanının bu en büyük kahramanını karşısında görür görmez, yüzünden ve sakalından hayranlıkla öpmekten kendini alıkoyamaz.
İmam Şamil bir ay kadar sarayda misafir edildikten sonra, saygın tutsak olarak esaret yıllarını geçireceği Kaluga ya gönderilir.
Ancak Şamil ve ailesine esaret çok ağır gelir. İki yıl içinde Şamil in simsiyah saçları beyazlar. Büyük kızı Nafisat ile gelini Muhammed Gazi nin karısı Kerimet üzüntüden vereme yakalanarak ölürler.
Aradan ancak on yıl geçtikten sonra Çar, onun Hac ca gitmesine izin verir. Ancak bir tedbir olarak oğlu Muhammed Şefi yi alıkoyar ve Hacc ı ifa ettikten sonra derhal Rusya ya dönmesini şart koşar.
Şamil, 1870 yılında maiyetindeki adamları ile birlikte Rusya dan ayrılarak önce İstanbul a uğrar. Sultan Abdülaziz tarafından karşılanarak sarayda ağırlanır. Şamil in İstanbul a uğradığı haberi duyulduğunda şehirde yer yerinden oynamış, halk bu büyük kahramanı görebilmek için saray kapılarına akın etmişti.
Şamil, aşkına düştüğü son menzile bir an evvel varmak için Sultan ın kendisine tahsis ettiği gemi ile yola koyulur. Cidde limanında Mekke Emiri, şehrin ileri gelenleri ve mahşeri bir kalabalık tarafından törenlerle karşılanarak Mekke de Şürefa dairesinde misafir edilir.
Hac sırasında orada bulunduğunu duyan, dünyanın dört bir yanından gelmiş yaklaşık yüzbin müslümanın onu görmek için yarattığı izdiham sonucu, hükümet makamları İmam Şamil i Kabe nin üstüne çıkarmak suretiyle bu hayran kalabalığın arzusunu tatmin edebildi.

Şamil, hac farizasını yerine getirdikten sonra Medine ye geçer. Medine günlerinde son derece takatten düşer, çektiği büyük ızdırap artık tahammül edilmez bir hal alır ve hastalanarak yatağa düşer.
Bütün hayatını ülkesinin milli bağımsızlığına adayan, askeri dehasını bütün dünyaya ve bizzat ebedi düşmanı Rus yüksek makamlarına dahi kabul ettiren, adını dünya tarihine "gelmiş geçmiş en büyük gerilla lideri" olarak yazdıran İmam Şamil 4 Şubat 1871 de 74 yaşında iken hayata gözlerini yumar.

AZERBAYCAN HALK MÜZİĞİ ÜZERİNE DEĞİNMELER:
Azerbaycan, ona sayısız işgaller-savaşlar yaşatan, pek çok halkla kaynaştıran son derece özel bir bölgede yer alır. Bu kesişim noktasında bir çok farklı etki (Kafkas, İran, Türk, Türkmen) aynı potada eriyip tamamen kendine özgü bir kültür ve doğallıkla kökü çok eskilere dayanan disiplinli bir müzik geleneği ortaya çıkarmıştır. Geleneksel Azerbaycan müziği için "Kafkas ve İran müziğinin tekil bir çeşitlemesi" tanımı, belki bir dereceye kadar doğru ama eksik ve hafiftir. Bölgenin nesilden nesile aktarılan müzik mirası hem form çeşitliliği, hem melodik zenginlik, hem de ince nüanslara dayanan oldukça karmaşık MUĞAM (makam) sanatı açısından, kendi çevresindeki en köklü yapı olma özelliğindedir.
Aşık müziği kuşkusuz Azeri müzik kültürünün en başta gelen kaynağıdır. Azerbaycan'da yüzyıllardan bu yana Anadolu'dakine benzer, belki de ondan daha sağlam bir aşık müziği geleneği bugün de süregelmektedir; hem de etkisinden pek fazla bir şey yitirmeden.
Aşık genellikle halk şarkısını, akordu Anadolu'dakilerden farklı bir saz eşliğinde seslendirir. Nadiren de balaban ve diğer halk çalgıları eşlik edebilir. Aşıklar kendilerine özgü bir söyleme tekniği sergilerler ve bu teknik bize bir parça Türkmen Bakşi geleneğini çağrıştırır.
Aşık müziğinin çeşitli türleri bulunur: Ulusal kahramanlara adanmış destanlar, şarkı biçiminde söylenen şiirler ve aşk şarkıları. Bu derlemeye alınan Aşık Alaskar, kendine özgü bir ekol yaratmış en ünlü aşıklardandır.

Yüzyıllar içinde olgunlaşarak günümüze ulaşan Muğam sanatı, uzmanlaşmış profesyonel müzisyenlerin icra ettiği oldukça üst düzeyli bir sistemdir. Muğam sözcüğü Türkçe'deki makam tanımına bir dereceye kadar uyar. Belli bir melodik dizinin temel alındığı Muğamlar daha çok tar ile, bazen de başta kemençe olmak üzere birçok geleneksel çalgıyı içerebilen sazandar orkestraları tarafından seslendirilir. Başta ve aralarda belli temalar birlikte çalınır ve bu temaların araları uzun doğaçlamalarla işlenir. Muğamlar kimi zaman enstrümantal, bazen de yine tar ya da sazandar orkestraları eşliğinde bir şarkıcı tarafından seslendirilir. Muğamların sözleri büyük Azeri ya da Kafkas şairlerinin şiirlerinden alınmıştır genellikle.

Azeri Muğam sisteminde yedi Muğam bulunur: Rast, Şur, Segah, Şuşter, Çargah, Bayati-Şiraz ve Humuyün. Her Muğam'ın belli bir ruh durumunu betimlediği söylenir. Örneğin Çargah heyecanlı ve tutkuludur, Şur ise içlidir.
Azerbaycan halk şarkı ve dansları da bir o kadar zenginlikte ve çeşitliliktedir. Hem kullanılan çalgılar, hem ritm özellikleri, hem de melodik dizileri açısından özgünlüğü su götürmez olsa da, Azeri Folkloru diğer Kafkas halklarının müzikal eğilimlerini de içinde barındırır. Başta Klasik İran Müziği ve Ermeni Halk Müziği olmak üzere, birçok Kafkas karakteristiğini kolayca bulabiliriz bu gelenek içinde.

XX. yüzyılın başına geldiğimizde, Azerbaycan'da hala tam olarak açıklanamayan birçok koşulun bir araya gelmesi sonucu, müzikte çok büyük bir gelişme süreci yaşanmaya başladı. Başta Azerbaycan halk müziğinin ilk sistematik kuramcısı, besteci- çok yönlü müzik adamı Üzeyir Hacıbeyli olmak üzere ardı ardına çok sayıda büyük besteci yetişti. Hacıbeyli, ünlü Azeri şair Fuzuli'nin aynı adlı mesnevisinden ilk halk operası Leyla ve Mecnun'u 1908'de sahneye koydu. Böylece halk operası kavramı ilk kez literatüre giriyor, diğer Kafkas halklarında da (örneğin Gürcistan) kendi halk müzikleri etkisinde benzeri halk operalarının bestelenmesine yol açılıyor, daha sonra da tüm dünyada Azeri Müziği denen bir olgu ortaya çıkarıyordu. Yazdığı halk operalarında Klasik Batı Müziği Çalgılarıyla Azeri halk çalgılarını, özellikle de tarı bir arada kullanan besteci, opera sanatının anlatım olanaklarıyla Muğam geleneğinin içtenliğini yoğun bir halk müziği atmosferin içinde birleştirmiştir. Üzeyir Hacıbeyli, çağdaşı Müslüm Magomayev'le birlikte ilk müzik okulunu kurmuş, ilk halk çalgıları orkestrasını oluşturmuştur. İşte bugünün gelişmiş Azerbaycan halk ve klasik müziğini bu iki müzik türünün karşılıklı etkileşimine borçluyuz. Sonraları Köroğlu, Arşın Malalan gibi operalarla; Fikret Amirof, Kara Karayev gibi bestecilerle; Bülbül (Murtuz Memedov), Reşit Beybutof gibi olağanüstü seslerle Azerbaycan müziği tüm dünyada hatırı sayılır bir saygı kazanmıştır.

Tracklist:

01- Şeyh Şamil
02- Bülbül
03- Kentvari
04- Zümrüdi
05- Dözerem
06- Aysat
07- Hıyrati
08- Söğütler
09- Tehrani
10- Mercani
11- Ayrılık
12- Azerbaycan






















Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Sunulan formatlar hakkında

Mp3: 128kpbs en düşük kalite; 256kbps orta kalite; 320kbps ise en kaliteli Mp3 formatıdır.

AAC: AAC Formatı Nokia, Sony, Apple gibi telefon üretici firmaların telefonlarında kullandığı bir müzik formatıdır.

ALAC: (Apple Lossless Audio Codec) apple'ın ses dosyalarını kayıpsız olarak sıkıştırmak için geliştirdiği bir format. müzik cdlerini hiç bir data kaybı olmadan yaklaşık yarı yarıya sıkıştırabiliyor. ipod ve iphone'de en yüksek ses kalitesi ile ancak bu formatta müzik dinleyebilirsiniz.

FLAC: En yüksek kalitedeki ses formatıdır. CD'deki kadar kaliteli ses verir. Mp3, AAC formatlarında olduğu gibi ses kaybı olmaz. Gerçekten müzik dinlediğinizi hissettiren bir formattır. Ama büyük boyuttadır.